Tatil, turist
doğal ürünler, outdoor, rafting, kano, trekking. Tatil
fırsatları. Bot safari. Anadolu evleri, tarihi kültür
turları.
istamboul, Canakkale, Anzac
Tour, Anzac day Cappadocia, Hotels in Cappadocia, Cappadocia
Hotels, tours Cappadocia, baloon tours, cave hotels in
cappadocia, Kapadokya, sufism, sufist, Kayseri, Hotels in
Kayseri, Kayseri Hotels, tours in Kayseri, Trabzon, Trabzon
Hotels, Hotels in Trabzon, tours Trabzon, laz, sumela
manastiri, monastery, Sinop, Sinop Hotels, Hotels in Sinop
İ
Kıtabın Adı Köprü
Kitabın
Yazarı: Ayşe KULİN Yayınevi ve Adresi: Remzi Kitabevi, İstanbul
Basım Yılı: 2001
KİTABIN ÖZETİ
Bir gün Erzincan Valisinin odasına bir köylü gelir ve
masasının üstüne yeni doğmuş bir bebek bırakır. Vali
köylü Bayram'a ne olduğunu sorunca durum anlaşılır. Bir
süre önce Bayram karısının doğum vakti gelince, doğumun
köydeki birkaç kadının yardımıyla yapılamayacağını
anlamış ve karısını öküzünün çektiği taş arabasıyla su
kenarına getirmiştir. Fırat Nehri üstündeki Başpınar
Köprüsü bir süre önce baraj suları tarafından
yıkıldığından, nehrin iki kenarı arasındaki ulaşım küçük
bir feribot tarafından sağlanmaktadır; fakat o an
feribotun kaptanı ortalarda yoktur. Güllü saatlerce
bekler ama karşıya geçemediğinden kan kaybederek ölür.
Bayram son anda çocuğunu Güllü'nün karnını keserek
kurtarır ve tüm bunlardan devletin sorumlu olduğunu
düşünerek validen hesap sormak istemektedir.
Aslında bu olay köprü yüzünden nehrin iki kenarındaki
köylülerin yaşadığı ilk olay değildir, vali de bunun
farkındadır ama yıllardır bir türlü bir çözüm yolu
bulunamamıştır. Devlet her seferinde Kemaliye'ye
gereğinin yapılacağı sözünü vermekte; fakat hükümet veya
iktidardaki partiler değiştiğinde bir önceki dönemin
projeleri rafa kaldırılmakta ve valilikle Ankara
arasındaki uzun yazışma dönemi tekrar başlamaktadır.
Bayram, Vali'den oğluna bir anne bulmasını ister. Bunun
üstüne Vali, Bayram'ı köye yeni gelmiş ve çocukları yeni
doğmuş olan Mevlüt ve Elmas'a yollar. Elmas alevi bir
aileden geldiği için Ailesi onun Mevlüt'le evlenmesine
izin vermemiş, başka biriyle evlendirmeye kalkışmışdır.
Mevlüt de Elmas'ı kaçırmış ve İstanbul'a gitmek için yola
düştüklerinde doğum için bir süre bu köyde kalmaya karar
vermişlerdir. Bayram'ın durumunu öğrenen Elmas az bir
maddi yardım karşılığında Öksüz'ü emzirmeyi kabul eder,
kendi oğlu Erdal'dan ayrı tutmayacağını söyler. Bayram
ise arasıra Öksüz'ü görmeye gelmek için izin ister ve
para bulmak için iş aramaya başlar.
Sonunda Bayram iş bulur. Yakında tekrar inşa edileceği
söylenen köprünün temel inşaatında çalışmaktadır. İşini
büyük bir gayretle yaptığı için herkesin taktirini
toplar. Bayram'ın tek sıkıntısı Elmas ile Mevlüt'ün
yakında köyden ayrılacak olmasıdır. Eğer onlar giderse
Öksüz'e ne bir ev, ne de bir aile ortamı
sağlayabilecektir. Bu nedenle gidip ustasıyla konuşur ve
Mevlüt için de iş ister. Bayram'a çok güvenen usta onun
bu isteğini kabul eder. Bayram içinde büyük bir sevinçle
Mevlüt'ün yolunu tutar. Eve vardığında Mevlüt "Ben de
seni çağıracaktım, konuşacaklarım vardı." der. Bayram
Mevlüt'e ona iş bulduğunu söyler; fakat Mevlüt ve Elmas
bir hafta içinde köyden ayrılmaya karar vermişlerdir. Her
ne kadar Bayram onları ikna etmeye çalışsa da, başarılı
olamaz.
Kısa bir süre sonra Mevlüt'lerin evinin kapısı
yumruklanır, onlar bunun kendi köylerinden kaçtıkları
için peşlerinden gelen kanlıları olduğunu düşünür ama
içeri maskeli adamlar girer ve Mevlüt'ü sürükleyerek
köyün meydanına çıkarırlar. Elmas köyün tüm erkeklerinin
köy meydanına toplandığını görünce bunun bir terörist
baskını olduğunu anlar. Kadınların ve çocukların
gözlerinin önünde Başbağlar Köyü'nün tüm erkekleri
kurşuna dizilir. Bunun üzerine Elmas koşarak eve gider ve
Erdal ile Öksüz'ü saklamaya çalışır; ama bu sırada
teröristlerden biriyle çatışır, onun yüzünü keser ve o
zaman onun yıllar önce evden kaçan erkek kardeşi olduğunu
anlar. İçeri giren başka bir terörist ise arkadaşına
yapılanı görünce Elmas'ın oğlunu öldürür, bu arada
Elmas'ın erkek kardeşinin ağacın dalları arasına
sakladığı Öksüz ise kurtulur.
PKK baskınından sonra Bayram, Vali'nin odasına gelir ve
teröristlerin tekrar salındığını söyler. Vali başta buna
inanmasa da sonradan telefonla gerçek olduğunu öğrenir ve
müdahele etmek için hemen mahkemeye gider. Bu sırada
köprü yapımı için çalışmalar yapılmaktadır. Belediye
Başkanı, Erzincan'ın yerlisi olan müteahhitler ve vali
bir olup en sonunda Ankara'dan bir mühendisle anlaşırlar;
köprünün masraflarını devletin karşılamayacağını
anladıklarından ülkenin Erzincan'lı zenginlerinden para
yardımı toplarlar. Vali mühendisi köye çağırır. Her ne
kadar Hüdai bir yerli mühendis olarak Ankara'lı mühendisi
ve projesini hiç beğenmese de, valilik projeyi kabul
eder. Köprü çelikten yapılacaktır, tam yüz kırk ton
ağırlığında olacaktır. Ankara'lı mühendisin inşa edeceği
köprü ilk kez kullanılacak olan bir sistemle Ankara'da
yapılacak, sonra parçalara ayrılıp demir çubuklar halinde
Erzincan'a taşınacak ve parçalar tekrar
birleştirilecektir. Köprünün Başpınar tarafında oturacağı
nokta doldurularak üç yüz metre açıklık, altmış metreye
düşürülecektir. İşte çelik köprü de bu dolgunun
üzerindeki beton ayağın üzerine konacak ve karşı yakadaki
diğer ayağa uzatılacaktır. İşin dolgu kısmını Hüdai'nin
bulduğu bir müteahhit tamamlayacak, üzerine kızakları
Hüdai yerleştirecek, geri kalanı ise Ankara'daki köprü
tamamlanınca mühendis halledecektir.
Bu sırada Elmas hastanede yatmaktadır, vücudunda bir çok
yanık olduğundan uzun bir süre hastanede kalması
gerekmektedir. Elmas hastanede olduğundan Bayram,
Öksüz'ü, Hatçe adında başka bir kadına emanet etmiştir;
fakat Öksüz analığını özlemekte ve sürekli ağlamaktadır.
Bayram ilk seferde yanına Öksüz'ü almadan Elmas'ı
ziyarete gider. Elmas çok solgundur. Hemşire böyle
giderse onun çok kısa sürede açlıktan öleceğini söyler.
Bayram ne sorsa Elmas cevap vermemektedir, en sonunda
Bayram "Öksüz de seni çok özledi." der. Bunun üzerine
Elmas ilk kez gözlerini yerden ayırır ve Bayram'a bakar.
Bayram bir dahaki gelişine Öksüz'ü de yanında getirir.
Elmas'ın kokusunu alan Öksüz keskin yanık ilaçlarının
kokusunun da etkisiyle ağlamaya başlar. Elmas Hemen
Öksüz'ü emzirmeye başlar ve o da aynı şekilde
ağlamaktadır. Bunu gören doktor Bayram'dan Elmas'ın
iyileşmesi için her gün Öksüz'ü hasteneye getirmesini
ister, aslında Bayram'ın da başka çaresi yoktur; çünkü
Öksüz Hatçe'nin evindeyken bile hep analığını
özlemektedir. Bayram müteahhiti arayıp bir aylığına işten
çıktığını söyler ve Elmas'ın tedavisi bitene kadar her
gün Öksüz'ü hasteneye götürüp getirmeye karar verir.
Aradan 2 yıl geçmiş ve Ankara'daki köprünün inşaatı
bitmiştir. Mühendis bu haberi valiye müjdeler ve en kısa
sürede köprünün parçalarının montaj ekibiyle birlikte
Kemaliye'ye geleceğini söyler. Montaj ekibi köye
ulaştıktan sonra Ankara'dan mühendisin kalp krizi
geçirdiği haberi gelir. Bu, işlerin biraz daha uzayacağı
anlamına geldiğinden Vali'nin morali bozulur ama yine de
ümidini yitirmez, tek sıkıntısı Erzincanlı'ların sürekli
onu suçlaması ve olup bitenlerin hesabını ona sormasıdır.
Bu sırada yeni bir terör saldırısı daha gerçekleşir.
Teröristler Fırat üstündeki tek feribotu yakmışlardır.
Olay montaj ekibini korkutur ve bir yıl projeye ara
verilir.
Bir yıl sonra artık herşey hazırdır, tek sorun o kadar
ağır bir köprünün nasıl karşı yakaya geçirileceğidir, bu
aşamaya kadar kimse bu konuyu düşünmemiştir. Vali
Karayolları'ndan yardım ister fakat bir süre önce kendi
emekleriyle yeniledikleri yol bir gazetede
Karayolları'nın aleyhinde bir haber olarak yayınlandığı
için, teklifi kabul edilmez. Sonunda Çemişgezek'te
Belediye'nin elinde üç yüz tonluk kızakta bir feribot
bulunur. Artık tek umut bu feribottur.
Vali, Kaymakam ve ekibini feribotu almak için Bölge
Müdürü'nü ikna etmek amacıyla Elazığ'a yollar. Bölge
Müdürü köprünün o teknikle taşınacağına ikna olmadığı
için feribotu vermez. Vali mühendisleri yanına çağırır ve
onlara taşınıp taşınamayacağı konusunda eminler mi diye
sorar ve tekrar Bölge Müdürü'nü arar. Hararetli bir
telefon görüşmesi sonrasında karşı tarafı ikna eder.
Feribotun bir an önce Kemaliye'ye ulaşması gerekmektedir;
çünkü su seviyesi düştüğü anda köprü inşaatı bir yıl daha
beklemek zorunda kalacaktır.
Bir hafta sonra feribot gelir ve köprünün karşı tarafa
taşınması için hazırlıklar yapılmaya başlanır. Bütün
Erzincan heyecanla bu olayı takip etmektedir. İlk
denemelerde feribot gerçekten hiç ümit vermez, sürekli
motor bozulur ve saatlerce tamir edilmeye çalışılır. En
sonunda tam herkes ümidini yitirmişken köprü karşıya
geçirilir ve iki parçası birleştirilerek yerine
oturtulur. Köyde bayram havası yaşanır, yıllardır süren
hasret ve çile sona ermiştir ve vali adını unutulmamak
üzere Erzincan'lıların kafasına kazımıştır.
Bayram ve Vali birlikte köprünün üstünden geçerler.
Bayram Vali'ye Elmas'ı nikahına aldığını müjdeler.
Öksüz'ün ise adı değişmiştir, Bayram ona Vali'nin ismini
vermiştir.
tour, gallipoli, Edirne, Edirne Hotels, Hotels in
Edirne, tours Edirne, Central Region of Turkey, Ankara, Ankara
Hotels, Hotels in Ankara, Tours Ankara, estambuli istambul, Turkei,
Turkiye, Turquia, Istamboul, Bursa, Bursa Hotels, Hotels in Bursa,
Tour in bursa, Hotels of Bursa, Canakkale, Canakkale Hotels, Hotels
in Canakkale, Hotels of Canakkale, Troya, Tours in kapatuka,
Konya, Konya Hotels, Hotels in Konya, tours Konya, mevlana
celalettin rumi, dervishes,